YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde gerçekleştirilen Hasat Festivali Halk Buluşması’na katıldı. Burada konuşan YENİ Parti lideri Özel, “Değerli Ayvalıklılar, Ege’nin incisi, zeytinin ve barışın başkenti Ayvalık’tayız. Uzaktan, yakından, köylerden koşup gelen, bu meydanı dolduranlara, denizden bizi selamlayanlara, herkese merhaba. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Özel, şunları söyledi:
“TARİHİN EN KÖTÜ ZAMANLARINDAN BİRİNDEYİZ”
“Ayvalık, çocuk yaşlardan beri geldiğim-gittiğim, sevdiğim, insanını çok sevdiğim, yüreği aydınlık, güler yüzlü, yardımsever ve misafirperver insanların şehridir. Ayvalık’a yazın gelmek güzeldir. Herkes Ayvalık’ın yazını bilir. Ama Ayvalık’a kışın gelirseniz gerçek Ayvalıklılarla ve Ayvalık’a aşık olmuş, artık yaz-kış Ayvalık’ta kalanlarla temas etme, onlarla birlikte olma, sohbet etme imkanı olur. Ayvalık’ı gerçekten tanımak için Ayvalık’a kışın da gelmek lazımdır. Bunu buradan bütün Türkiye’ye Ayvalık’ımıza davet ederek söylüyorum. Bu topraklarda yüz yıllık, bin yıllık zeytin ağaçları var. Zeytine emek verenler, zeytine alnının terini damlatanlar, oradan bereket fışkırtanlar var. Zeytin, bu topraklarda iki bin yıldır var. Her kutsal kitapta zeytinin adı var. Çok eski kalıntılarda, zeytin yaprağı, zeytin dalı, zeytin, zeytinyağının motifleri var. Bugün burada, 21’inci Ayvalık Zeytin Hasat ve Turizm Festivali’ndeyiz. Zeytin üreticileriyle, kadın emekçilerle, ellerini zeytin tarlasında nasırlaştırmış ağabeylerimle, yıllardır zeytin ağaçlarını bir bebek gibi dikip, büyütüp, bakıp oradan da kendi çoluğunun-çocuğunun rızkını kazanmaya çalışanlarla erken saatlerden beri birlikteyim. Şimdi de en son bu festivalin açılışında sizinle birlikteyiz. İki bin yıldır burada zeytin üretimi, zeytin hasadı yapılıyor. Ama herhalde tarihin en kötü zamanlarından biri yaşanıyor zeytin üreticileri açısından.”
“GEÇEN SENE 90 LİRA OLAN ZEYTİN 30 LİRAYA KADAR DÜŞTÜ”
“Türkiye’de 205 milyon zeytin ağacı var. Balıkesir’in ilçeleri, irili, ufaklı zeytin bahçeleri ile Türkiye’nin en güzel zeytinlerini, en güzel zeytinyağlarını üretiyor. Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon insan zeytin, zeytinyağı üretmekten, bunu satarak geçimini sağlıyor. Türkiye, zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyada birinci sırada. Bazen ikiye düşüyoruz ama genelde birinci sıradayız. Ancak maalesef zeytinyağı ve zeytin ihracatında altıncı sıradayız. Olacak gibi değil. Örneğin Tunus ürettiği zeytinin, zeytinyağının yüzde 80’ini satarken, ihraç ederken; İtalya ürettiğinin iki katını ihraç ederken, yani kendi üretiyor ve oradan buradan da zeytin ithal ediyor, o zeytini işliyor, yağını çıkarıyor ya da sofralık olarak işliyor, yan ürünler yapıyor ve dünyaya üretiminin iki katı zeytin satıyor. Ama Türkiye ürettiğinin maalesef sadece yüzde 10’unu satabiliyor. Böyle olunca büyük bir krizle karşı karşıyayız. Geçen seneden kalan zeytin stokları, bu seneki yüksek rekolte, bu konuya tedbir alınması gerekirken bu konuya tedbir almayan hükümet, kamu otoritesi, Cumhurbaşkanı büyük bir felaketi zeytin üreticisinin karşısına getirdi. Büyük bir felaketi yaşatıyor. Geçen sene 50 lira olan mazot, oldu 100 lira. Geçen sene 90 liraya satılan zeytin, 50 lira. Bugün dediler ki Zeytinli’de konuşurken, ‘40 liraya düştü.’ Bu tarafa geldim; Gömeç’te, Ayvalık’ta ‘30-35 liraya aynı zeytini alıyorlar, zorluyorlar’ diyorlar.”
“2-3 KİLO ZEYTİNİ SATARSAN 1 LİTRE MAZOT ALIYORSUN”
“Maalesef Tariş, üreticinin kooperatifi Tariş; zeytindeki piyasa yapıcı özelliğini kaybetti. 2000’li yıllara kadar böyleydi, bu hükümet döneminde Tariş artık sadece üyesinden alabilen, dışarıdan almayan, fiyat ilan etmeyen, ilan ettiği fiyatla piyasa belirleyemeyen bir konuma bu iktidar tarafından 25 senede itildi ve etkinliği ortadan kaldırıldı. Daha dört sene öncenin fiyatları önümüzde; 1 kilo zeytin 3 litre mazot alıyordu. Bu sene 1 litre mazot almak için 2 kilo, 3 kilo zeytin satma zarureti var. 2, 3 kilo zeytini satarsan 1 litre mazot alıyorsun. Eskiden 1 kilo zeytin 3 litre mazot alıyordu; daha dört yıl önce, öyle 40 yıl önceyi söylemiyoruz. Böyle olunca; 550 bin ton zeytin üretip, 51 bin ton ihracat yapınca yani dünya pazarına ürünümüzü satmayınca ve kişi başına zeytin-zeytinyağı tüketimi dünyada 10 litre, 8 litre, 7 litre gibi rakamlar varken bizde 2 litrede kalınca çiftçiyi perişan eden bu fiyatlarla karşı karşıyayız. Sabahleyin Zeytinli’de, sonra Burhaniye’de, sonra Gömeç’te, biraz önce Ayvalık’ta zeytini üretenlerle ve bu sektörün tüm bileşenleri ile çeşitli toplantılar yaptık.”
“OTOYOL BİN LİRA, MAZOT 100 LİRA, ÜRÜN KALMIŞ AĞAÇTA”
“Ziraat Odası Başkanı diyor ki ‘Biz her sene hesaplıyoruz. Zeytinyağının maliyeti 280 lira.’ Zeytinyağının gerçek maliyeti. Bunda bütün maliyetleri hesaba kattığınızda, üstüne bir de insanca geçinmek için kârı koyduğunuzda olması gereken fiyatlar ortada. Ancak bugün 180 liraya zeytinyağı alıyorlar. Birisi isyan etti duyduğu rakama toplantıda, pardon Gömeç’te bahçede. Dışarıdan gelmiş birisi. ‘Bu insanlardan 180 liraya zeytinyağı alıyorlar, ben gittiğimde 450 lirayla 600 lira arasında zeytinyağı fiyatı var İstanbul’da marketlerde. Bu aradaki parayı kim kazanıyor? Ya da bu insanlarla bizim aramızdaki aracıları çıkarın’ dedi. Elbette yap otoyolları… Otoyollardan gitmek 1000 lira, köprüden geçmek bin 500 lira, İstanbul’un içinde bir daha 500 lira. Mazot olmuş 100 lira. Öyle olunca ürün ağaçta, teyzeler diyor ki ‘Toplatacak, silkeletecek, sıktıracak paramız yok. Bu fiyata satınca zarar ediyoruz, kalsın orada. Hiç olmazsa daha çok zarar etmeyeyim.’ Ama öbür tarafta bu kadar yüksek fiyattan zeytinyağı alamayan, tüketemeyen, sağlıksız yağları tüketmek zorunda olan milyonlarca insan var. Bunun için bir kere öncelikle şunu söylemem lazım. Bir şeye çok büyük itirazım var. Bunu gördüm ve çok büyük itirazım var. Ben, partimiz kadın emeğinin sömürülmesine savaş açmak üzere iktidara gelmek istiyoruz. Burada kadına düşük, erkeğe yüksek yevmiye veren bu sisteme asla ve asla izin vermeyeceğiz. Bin 500 lira kadına veriyormuş, 2 bin lira erkeğe veriyormuş. Peki kadın daha mı az iş yapıyor? ‘Yok, daha bile çok topluyor’ diyorlar. Neden? Kadın olduğu için. Vallahi kadın olduğu için kadına az yevmiye veren kimse karşısında bizi bulur kardeşim. Böyle bir sistem olmaz. Bazı ağır işler var, mesela bizim üzümde de kelteri çekene başka yevmiye verirler. İşin ağırlığına göre değişir falan. İşin ağırlığından bir şey değişiyorsa da kadına ödenen eksik paranın farkını bu devlet ödeyecek kardeşim. Böyle yanlış iş olmaz.”
“ZEYTİNE GELİNCE GEÇİM GARANTİSİ YOK”
“Şimdi tabii biliyorsunuz, bir ülke birilerini desteklerse onun sırtı yere gelmez. Bizim ülkemizi yöneten Erdoğan, biraz önce dedim ya ‘Otoyol var.’ İstanbul’dan buraya gelirken otoyola dört araç girdik herhalde. 4000 lira otoyola para verdik. Bu otoyolu yapan, ben girmesem de o parayı alacaktı. Neden? 30 yıl kendisine geçiş garantisi verilmiş. Arabadan, sen geçersen otoyoldan senden alıyor parayı, geçmezsen devletten alıyor. ‘Geçiş garantisi.’ Havaalanı var, uçuş garantisi vermiş yapana. Uçak uçmasa da parasını veriyor ona. Hastane var, hasta garantisi vermiş ona ve hasta gelse de gelmese de devlet parasını ödüyor ona. Ama zeytin üreticisine gelince; orada geçiş garantisi var, burada geçim garantisi yok. ‘YENİ Parti’de ne yeni?’ diyorlar, anlatıyoruz ya. Herkes üye oldu. İlçe başkanını üyeler seçti, yeni. İl başkanını üyeler seçti, yeni. ‘Genel Başkan’a bütün üyeler oy kullanacak. Mahalle meclisleri, ilçe meclisleri, il meclisleri olacak. Söz, yetki, karar halkta olacak’ diyoruz ya. YENİ Parti iktidar olunca ne yeni olacak biliyor musunuz? Zenginlere geçiş, uçuş, kaçış garantisi değil ama zeytinciye geçim garantisi olacak, geçim garantisi. Üretici kooperatifleri kuracağız, kurduracağız, destekleyeceğiz, arkasında duracağız. Zeytin-zeytinyağı stratejik üründür; dünya piyasalarına tanıtacağız, arkasında duracağız. Nasıl Erdoğan kendisine yakın iş adamlarını toplayıp, toplayıp götürüyor ve onlara pazar arıyorsa biz zeytinci için, üzüm üreticisi için, fındık üreticisi için, Gaziantep’teki fıstık üreticisi için, sebze ve meyve üreticilerimiz için, narenciye üreticileri için çalışacağız. Sizin zeytininizin yüzde 10’u burada tüketilmeyecek. Çünkü Türkiye’de 2 litre değil, yoksullara yapılacak sosyal yardımlarla zeytinyağının doğrudan sofraya ulaşması, o sağlıklı ve dünyanın en mucize besininin o sofralara devlet tarafından ulaşması sağlanacak. Kişi başına ilk hedef 5 litre, sonra 7 litreye çıkacak zeytinyağı tüketimi. Dünyada ürünlerinizin arkasında duracağız. Sizin sırtınızı kimse yere getiremeyecek.”
“OLMAZ OLSUN ÖYLE DOSTLUK”
“Sizin arkanızda köylü çocuğu, bahçıvan torunu, YENİ Parti ve Genel Başkanı Özgür Özel var. Hiç korkmasın kimse. Herkes dostunu kayırır. Erdoğan’la Trump dost. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Trump’a gitmek için ‘250 uçak alacağım senden.’ ‘Al.’ ‘Pahalı LNG alacağım senden, sıvılaştırılmış doğal gaz.’ ‘Tamam.’ ‘Amerikan mallarına vergiyi indireceğim.’ ‘Tamam.’ ‘Çin malına vergiyi bindireceğim.’ ‘Tamam.’ Randevuyu aldı, gitti. Eskişehir’deki nadir toprak elementlerini de Trump’a söz verdi. Bu işte kim kârlı? Erdoğan’la Trump dost, kârlı olan Amerika Birleşik Devletleri. Trump kendisine bir şey istemiyor ki. Yani bildiğimiz istemiyor. İstiyor da veriyorlarsa onu da bilmiyoruz. Uçağı Amerikalılar sattı. LNG’yi Amerikalılar sattı. Mallarına vergiyi sıfırlattırdı, indirtti. Çin malına vergiyi yükseltti, üstünlüğü sağladı Çin malına karşı. Sonra ne yaptı biliyor musunuz o Trump? Bizim zeytin yağımıza yüzde 12 ilave gümrük vergisi koydu, sizin yağınıza. Trump’la anlaşıp da menfaati Amerika’ya sağlayıp, Balıkesirlinin zeytinyağına ilave vergi koydurtan Trump’a söz geçiremeyenlere yazıklar olsun. Olmaz olsun öyle dostluk, olmaz olsun. Sen Trump’a gidip, Trump’tan LNG’leri, bilmem neleri aldın da 550 bin ton zeytin var, zeytinyağı var. 51 bin tonunu ihraç ediyoruz, 500 bin tonunu ne yapacağız bilemiyoruz. 500 bin ton zeytinyağını da Trump’a sataydın da o zaman deseydik, ‘Dostumuz Trump bizim zeytinyağını aldı.’ Ondan böyle tek taraflı çıkar ilişkileri ile Amerika’ya kazandıran ama burada sadece kendisine kazandıran, millete faydası olmayan dostlukların hiçbir kıymeti yok.”
“ÇİFTÇİ 1 LİRA BİLE ZARAR ETMEYECEK”
“Bunun için biz YENİ Parti olarak zeytin ve zeytinyağını stratejik bir ürün görüyoruz. O şekilde davranıp, arkasında duracağız. Dünya fiyatı düştüğü yıl ihracat desteği verilecek, gerekirse zeytinyağını kamu alacak ve kamu stoklayacak. Ama asla ‘Efendim zeytinin yok yılı, ihraç etmek yasak.’ Bu sefer yasaklayınca oradaki pazarı kaybediyoruz. Adam seneye satmak istiyor. E yeni bir ülkeyle anlaşmış, yeni bir firmayla anlaşmış. Asla bunu yapmayacağız. Ortalama verimle üreten çiftçi 1 lira bile zarar etmeyecek. Piyasa bozulursa piyasayı düzenleyemeyen devlet çiftçinin zararını karşılayacak, arkasında duracak. Maliyet hesapları Ziraat Odaları ile birlikte sağlıklı çıkarılacak ve üstüne insanca geçinmek için kâr verilecek. Taban fiyat ilan edilecek. Nasıl asgari ücretin altında eleman çalıştıran esnafın canına okuyorsan, taban fiyatın altında çiftçinin malını elinden alanın canına okuyacağız. Asla ve asla izin vermeyeceğiz. Küçük üreticileri kooperatif çatısı altında kendi markasıyla dökme ve ambalajlı ihracat yapacak şekilde marka ve ambalajlama desteği doğrudan devlet tarafından verilecek. Rekolte, stok, ihracat tek bir resmi kaynaktan düzenli olarak açıklanacak; spekülasyona, fırsatçılara izin vermeyeceğiz. Bir firma ismini çok söylediler, ben söylemeyeyim. Ama normalde fiyatı Tariş belirleyecekken, Tariş’i sündürenler, sindirenler yandaş bir firmaya piyasa yaptırıyorlar. Ondan sonra o piyasa yapıcılar geliyorlar, bu ablamların ürünlerini ucuza kapatıyorlar. Karınca gibi çalışan bu insanları ezmeye çalışıyorlar. Buradan o firmaya da söylüyorum. Daha bir senen var. O firmayı bu çiftçinin başına bela edenlere söylüyorum. Daha bir seneniz ya var, ya yok. Sonra geleceğiz ve kimseyi size ezdirmeyeceğiz. Bu karıncaların kardeşi var. O da YENİ Parti’dir, Özgür Özel’dir.”
“ANKETLERDE EMEKLİYİ GÖRDÜLER”
“Ülkenin her tarafından yeni bir feryat yükseliyor. 2018’den beri bitmeyen bir krizin içindeyiz. Açlık sınırı 38 bin lira oldu, yoksulluk sınırı 124 bin lira. Beş emekli bir araya gelse bir yoksulluğu geçemiyorlar. Beşi maaşını birine verse o yoksulluk sınırını geçemiyor. Emekli maaşları açlık sınırının çok altında. Yıllarca çalışmış, elleri nasırlanmış, dirsekleri çürümüş, gözlük camları büyümüş bu insanlara devlet ‘Artık sen çalışma, sen otur, biz sana bakacağız’ demiş. Ama tarihin en büyük haksızlığını bu insanlara yapmış. Bu iktidar geldiğinde 8 çeyrek altın alırken en düşük emekli maaşı, şimdi 2 çeyrek altın alamaz duruma gelmiş. Öyle bir noktaya geldi ki memur emeklisi, İntibak Yasası sorunları yüzünden 3 bin 600 ek gösterge o emekli olmadan verilmediği için ya da onun alanına verilmediği için büyük haksızlıklar, büyük sıkıntılar yaşıyor. Yıllardır söylüyoruz, emekliyi perişan etti 23 bin 500 lirayla. Şimdi diyor ki ‘Ben bu sene emeklilere…’ Ki geçtiğimiz yıl biliyorsunuz enflasyonun altında verdi hep. ‘…Bu sene emekliye enflasyonu vereceğim, belki biraz da refah payı vereceğim.’ Neden? Çünkü emeklide tepkinin ne kadar büyük olduğu artık anketlere yansıdı. Şunu söyleyeyim. AK Parti’nin emeklilerde oy oranı yüzde 20’den de aşağıda, yüzde 15’lere gitti. Bu felaketi gördüler, ‘Şimdi bir şey yapacağız’ diyorlar.”
“‘HANİ PARA YOKTU?’ DİYORLAR”
“Neden biliyor musunuz? Bugüne kadar hep ‘Emekliye para yok’ diyordu. ‘Para yok, kaynak yok, imkan yok, sık dişini.’ Fon krizi bir çıktı; milyarlar, milyarlarca dolarlar havada uçmuş. Milletvekilleri, eski Bakanlar, Genel Başkan Yardımcıları milyarlarca dolarları… ‘Emekliye zam ver.’ ‘Veremem, maliyeti 9 milyar dolar.’ O paraları hamuduyla götürmüşler, yurtdışına kaçırmışlar. O fonları yönetenleri atayan Erdoğan. Fonun yöneticilerinin tamamı AK Partili, çalanlar AK Partili, atayanlar AK Partili, soyulanların önemli bir kısmı AK Partili. Şimdi Erdoğan şu soruyla karşı karşıya. Emekli diyor ki Erdoğan’a ‘Hani para yoktu?’ ‘Hani para yoktu?’ diyor. Ben size şunu söyleyeyim. Türkiye’yi bu hale getiren AK Parti’nin kara düzenidir. Bu kara düzen zeytinciyi düşünmez, çiftçiyi düşünmez, emekliyi düşünmez. Bu kara düzen sadece kendisini düşünür. Bunlar milletin cebini değil, kendi yandaşlarının kasalarını düşünürler. Ben buradan hepinize söz veriyorum. Hem bu fon vurguncularından son kuruşa kadar yurtdışına da gitse ki Türkiye star grup üyesidir. Malezya yurtdışına kaçırılan paralarını nasıl aldıysa Türkiye de bu paraları alacaktır. Bu paralar getirilecek. Artık bakan evlatlarının devri bitecek ve bu meydandaki vatan evlatlarının devri başlayacak. Çok net.”
“BU HIRSIZLARIN BİR SAHİBİ VAR”
“Fon vurgununda ilk günler dediler ki ‘Doğrudan maliyet 20 milyar dolar. 90 oldu, 110 oldu, şimdi 130 milyar dolara çıktı. Son rakam dünkü rakam. 130 milyar doları şöyle karşılaştıralım. Deprem oldu ya 6 Şubat’ta, üç sene önce. Allah rahmet eylesin, 50 bin üzerinde kaybımız oldu. 10 şehir yerle bir oldu ya. Toplam maliyet 100 milyar dolar asrın felaketinde. Bugün asrın soygunu çalmış 130 milyar dolar. Çalınan para depremin yıktığı 10 şehirdeki toplam hasardan fazla. Söylüyorduk da dinlemiyorlardı. Meğerse emekliye lazım para misliyle varmış. Zeytinciye lazım para misliyle varmış. Çiftçiye lazım para misliyle varmış. Her türlü ihtiyaca varmış. Ama bunlar çatır çatır kendilerine bu parayı çalmış. Şimdi kanun çıkardılar, Tövbe hesabı açmışlar. Ya biri aç kalıp, ekmek çalarken yakalanıyor ve 15 yıl veriyorlar. Adam bayramda ‘Evdeki çocukların nefsi baklava çekiyor’ diye kendi nefsine uyuyor ve gidiyor, zengin mahallesindeki fırından bir tepsi baklavayı alıp kendi tepsisi gibi eve götürüp çocuğuna yedirmeye kalkıyor. Yakalanıyor, 15 yıl hapis yatıyor. 15 yıl. Tövbesi yok, bir şeyi yok. Ama bunların önceki dönem milletvekilleri, şimdiki milletvekilleri, Bakanları, üst düzey bürokratları 130 milyar dolar maliyet yarattılar bu memlekete. Bir hesap açmışlar; tövbe hesabı. ‘Çaktırmadan parayı oraya koy, aradan çekil. Gözüm seni görmesin’ diyor Erdoğan. Niye? Çünkü orada baklavayı alan adam gibi sahipsiz değil. Bu hırsızların bir sahibi var. O da bu kara düzenin ta kendisi. Biz ilk günden beri çözüm önerilerimizi söyledik, sunduk. Kanun teklifimizi verdik. Bundan sonra dikkatli bir şekilde bu konuyu takip etmeye devam edeceğiz.”
“SANDIKTA BİRLEŞECEĞİZ”
“Burada YENİ Partili olmayanlar duyuyordur. Buradan seslenmek isterim AK Partililere, MHP’lilere. İyi olsun diye düşünüp oy vermiş olabilirsiniz. Yıllardır kendilerini düşündüler. Sen ‘Evladım işe girsin’ diye kapı kapı gezerken, onun-bunun kapısını aşındırırken bunların evlatları milyarları götürdüler. Gariban nefsine uyar, hapis yatar. Fatma Betül Sayan Kaya Hanım Erdoğan’ın kızıdır; nefsine uymuş, o tövbe hesabına koyar ve adliyede arka kapıdan kaçırırlar, gider. O yüzden bugüne kadar AK Parti’yi desteklese de bizim kapımız, YENİ Parti’nin kapısı ardına kadar açık bütün demokratlara. Muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar bütün kapılar açık. Kürt’üne-Türk’üne, Laz’ına-Çerkes’ine, Alevi’sine-Sünni’sine. Bu milletin evladı değil misiniz? Hepinize açık kapılar. Bugüne kadar birleşemediklerimizle sandıkta birleşeceğiz. Bu iktidarı değiştireceğiz. Bu ülkenin bütün muhalefeti, soldakiler-sağdakiler ama yeter ki bu vatanı sevsin, bu milleti sevsin, bu ülkeyi sevsin, bu bayrağı sevsin, Atatürk’ü sevsin ve bunlarla sorunu olmasın. Hep birlikte olacağız. Bu seçim otokratlara karşı demokratların birleşeceği seçim olacak. Tek adamlar gidecek ve milletin kendisi gelecek.”
“İŞGALDEN KURTARILDI, MİLLETE AÇILDI”
“Bugün aynı zamanda buraya geldik. Mesut Başkanım sağ olsun İlçe Başkanımızla birlikte, bizim milletvekilimiz ve Genel Başkan Yardımcımız Sevgili Ensar Aytekin, İl Başkanımız Erden Köybaşı ile birlikte hiç almadılarsa üç-dört kez gelip, söz aldılar. Ama hep bir aksilik, hep bir kötülük geldi başımıza; hep bir acı geldi. Ayvalık’a gelmekte geciktik. Ben kendim Ayvalık’ı çok seviyorum ama buraya açılışlar yapmak istiyor, temeler aratmak istiyor; geciktik. Bugün Mesut Başkan yaklaşık 7,5 yıldır Ayvalık’ı yönetiyor. Kendisi bir rekortmen. Ne rekortmeni? Anketlerde memnuniyet rekortmeni. Siz ondan razısınız, ben de ondan razıyım. Seviyor musunuz Mesut Başkan’ı? Sayamayacak kadar hizmet yapmış. Yani kitaplar yaptı, çevir çevir bitmiyor hizmet yapmış. Ama bugün burada beş önemli açılış var. Televizyonlar canlı veriyorken söyleyeyim. Marifet iltifata tabii. Altınova Kapalı Pazaryeri, en çok önemsenen, beklenen verdiği bir sözdü. Harika bir kapalı pazaryeri yapmış. Ayvalık’ın tarihi gümrük meydanı vardı. Biraz önce gördük. İşgalden kurtarılmış, ortaya çıkmış. Millete açılmış. Öğrencilere iki tane kent lokantası yapmış, bin 500 öğrenci karnını doyuruyor. İlçemize ilk kez bir belediye kreşi kazandırmış. Sebahat Cihan Şişman Yaşlı Bakımevi. Biraz önce Cihan amcamızla tanıştık. Arzu etti, bir de YENİ Parti rozetini kendisine taktık. Onun katkılarıyla bir yaşlı bakım evi yapılmış. Allah kabul etsin. Ayvalık’a hayırlı uğurlu olsun. Ayrıca bugün burada Yenimahalle Sosyal Yaşam Merkezi’nin, asfalt plan tesislerinin, atık getirme merkezinin, Yuvamız Ayvalık Altınova Kreşi‘nin ve Altınova Kent Meydanı’nın temellerini atacağız. İnşallah en kısa sürede de onların açılışlarını hep beraber yapacağız.”
“ÖZELEŞTİRİ VE DEĞİŞİM ZAMANIYDI”
“Bugün güneş batmakta, Ayvalık’ta dünyada güneşin en güzel battığı yerler Dikili’dir, Ayvalık’tır. Buradan güneşin batarken yeni bir güneşin yükselmesine katkı sağlayan her birinize teşekkür ediyorum. Malum Atatürk’ün kurduğu parti 47 yıl boyunca başarıyı kazanamıyordu, başarı kalesinin kapıları üzerimize kilitliydi. Siyasetin başarı kalesinin kapısından giremiyorduk. Maalesef üst üste kayıplara rağmen çok kazanmamız gereken bir Cumhurbaşkanlığı seçimini de kaybettikten sonra biz dedik ki ‘Artık özeleştirinin zamanıdır, artık değişimin zamanıdır.’ Dediler, ‘Olmaz.’ Çok uğraştık, çok çabaladık ve bir kurultay sonucunda partimizde Cumhuriyet tarihinde ilk kez seçimle bir değişimi gerçekleştirdik. Milletimiz bu değişimi kuvvetli bir özeleştiri saydı.14 seçim üst üste kaybetmiştik ama bu sefer bize bir şans verdi. Siz arkamızda durdunuz. Ege arkamızda durdu. Ege’nin bir evladı olarak Ege’de bulunan yedi ilin yedisinde, toprağı bulunan dokuz ilin dokuzunu da kazandık. Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandık, ekonominin yüzde 84’ünü kazandık. Tam 411 belediye kazandık. Rekorlar kırdık, yüzde 6 oy aldığımız şehirlerde yüzde 60 oylar aldık. 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık.”
“KURULDUKTAN SONRA İLK KEZ YENİLDİ”
“Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğundan beri ilk kez yenildi, ilk kez yenilgi ile tanıştı. Ve o günden itibaren bir hazımsızlık, bir saldırganlık başladı. Ayvalıklılar MHP’ye oy verdi mi iyi, AK Parti‘ye oy verdi mi iyi. Ama bize verince bunu içine sindiremedi. Kurulduğu günden beri ilk kez ikinci oldu. 47 yıldan beri biz de ilk kez birinci olduk. Ama saldırılara başladı. Atatürk’ün partisini adaysızlaştırmak için cumhurbaşkanı adayımızı içeri attı. Lidersizleştirmek için bana yapmadığını bırakmadı ve bırakmıyor. Kurumsuzlaştırmak için partinin son dört seçimini aile mahkemesine, medeni hukuk mahkemesine iptal ettirdi, YSK’nın verdiği mazbatalara rağmen. Kendisini yeneni, 47 yıl sonra birinci gelenleri götürüp, her zaman yendiğini başımıza getirdi. Biz büyük bir mücadeleyle önce partimizde mücadele ettik, çünkü siz dediniz ki ‘dik dur, eğilme.’ Sonra siz dediniz ki ‘Ya bir yol bulacak, partiyi geri alacaksın ya da yeni bir yol açacaksın.’ Baktık ki mahkeme kararını bir günde yollayacaklar, adli tatile kadar yollamazlar. 40 gün içinde kongre yapması lazım, ‘yapacağım, yapacağım’ dediler. Yapmadılar, hala yapmıyorlar, yapmayacaklar. Baktık bir yolu yok, yeni bir yol açacağız. Sizden aldığımız kuvvetle dedik ki ‘Karşımızda düşman gibi bir deniz, arkamızda düşman gibi bir deniz, karşımızda düşman kadar çok, deniz kadar çok, deniz kadar büyük bir düşman var.’ Aynen şöyle, yani arkada düşman gibi bir deniz kovalıyor, karşıda deniz kadar çok düşman bekliyor. Gemileri yaktık, karaya çıktık, o yolu hep birlikte biz açtık.”
“PARTİMİZİ MİLLETİMİZ KURDU”
“YENİ Parti’yi siz kurdunuz, adını sokakta siz koydunuz, bütçesini siz oluşturdunuz. Müzesine saklıyorum partinin, 950 lira yollamış, ‘Hayvanlarımın bir günlük süt parasıdır’ diyor. YENİ Parti’ye helal olsun. Para yollamış, ‘Bir römork buğday sattım o da sizin olsun’ diyor. 23 bin 500 lira maaş almış, 500 lirasını yollamış teyze. Ama böyle böyle iktidar olma umudunu, iktidarı değiştirme umudunu kimseye vermedi millet. Çünkü ‘Yenilmeye alışmışlar kalsın, yenenler gitsin, yenilenler gelsin’ diyenlere karşı ‘Hayır, teslim olmayacağız, geri adım atmayacağız, arkadaşlarımızı satmayacağız, bu yoldan dönmeyeceğiz’ diyenler var. Ayvalık çok iyi biliyor. Biz YENİ Parti’yi keyiften kurmadık, zaruretten kurduk. Ama biz YENİ Parti’yi muhalefet etsin diye değil, iktidar olsun diye kurduk. Bunu herkes böyle bilsin. Onun için inançla, güvenle iktidara doğru yürüyoruz. YENİ Parti, zeytin toplayan, ekmeğini zeytinden çıkaranların YENİ Parti’sidir. Bu parti, çiftçilerin YENİ Parti’sidir. Emeklilerin YENİ Parti’sidir. Emekçilerin YENİ Parti’sidir. Esnafın YENİ Parti’sidir. Kadınların YENİ Parti’sidir. Gençlerin YENİ Parti’sidir. Hepinizin YENİ Parti’si, Türkiye’nin yeni umududur.”
“YENİLECEKLER, GİDECEKLER”
Asla ve asla kimse şundan endişe etmesin. ‘Efendim bunlar gitmez’ Gidecekler. ‘Bunlar yenilmez.’ Yendik, yine yeneceğiz. ‘Yenilse de bırakmaz.’ Öyle bir şey yok. O umutsuzluğa oynuyorlar, senin umudunu kırmak istiyorlar. Sandıktan umudunu kırmak istiyorlar. Asla, asla öyle bir şey yok. Size söz veriyorum, sandığa varacağız, o seçimi alacağız. Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyorum. Kimi istedi fotoğraf çektik, kiminle çektiremedik. Ama uzakta kalanlara, yakında olana ayrı ayrı sarılıyorum. Hemşerilerimi, hepinizi çok seviyorum. Asla ve asla pes etmeyeceğiz, hep birlikte başaracağımıza yürekten inanıyorum. Burada olamayanlara selamlarımı götürün, ailelerinize selamlarımı götürün. Selam olsun hepinize, helal olsun hepinize. Nerede olmak gerekiyorsa orada olun, böyle kalabalık olun, bu ülkenin makus tarihine el koyun. Benim ümidim sizlerdedir. Ben size güveniyorum. Hepinize güveniyorum. Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyorum. Sağ olun, var olun.”

















