Sessizlik ve Güç Gösterisi
Buski ile ilgili yazılarımda özellikle şahıslar üzerinden yaptığım eleştirilerin büyük yankı uyandırdığını biliyorum. Ancak bazı personeller, bekledikleri tepkinin gelmediğini ve eleştirilen isimlerin hâlâ görevde olduklarını dile getirdi. Hatta eleştirdiğim kişiler, “Suçlu değiliz ki hâlâ görevdeyiz” ya da “Görüyorsunuz, biz çok güçlüyüz” gibi söylemlerle kendilerini savunma yoluna gitmişler.
Öncelikle belirtmeliyim ki yazılarımın amacı kimsenin görevden alınması değil. Yazdıklarım zaten herkesin bildiği şeyler; alınacak olsalar bugüne kadar alınmışlardı. Benim asıl amacım, bundan sonra yapılacak her hamlenin sorgulanacağını bilmelerini sağlamak, personelin sesi olmak ve ilerleyen dönemde bu isimlere yönelik iddiaların, yaptıkları algı çalışmalarının, yolsuzlukların ve personele karşı olumsuz tavırların unutulmamasını temin etmek. Gün gelecek, bu düzenin de her dönemin olduğu gibi sonu gelecek ve bugün gücüne güvenenler, bir selam dahi bulamayacak.
Yöneticilerin Suskunluğu
Burada asıl dikkat çekici olan ise şu: Yazdıklarım karşısında birçok personel benimle görüşmek istemesine rağmen, karar verici konumda olan hiçbir yönetici ya da siyasetçinin bugüne kadar herhangi bir açıklama yapmaması. İddiaları sorgulamak, ne demek istediğimi öğrenmek ya da kendi bakış açılarını aktarmak yerine bu kadar kayıtsız kalmaları gerçekten şaşırtıcı.
Buna karşın iddiaların muhatabı olan bazı kişiler benimle görüşme talebinde bulundu. Ancak bu görüşmelerde yazdıklarımı asla yalanlamadılar; aksine “Evet yaptım ama neden yaptım” diyerek savunma yoluna gittiler. Hatta kimi zaman geçmişte çok daha fazlasının yaşandığını itiraf ederek, bugünkü görece “temizliklerini” bir tür teselliye dönüştürüp kendilerini aklamaya çalıştılar.
Fatih Bitirgeç’in Trajikomik Yorumu
Bu tabloya ek olarak, Buski’de bürokrat konumunda bulunan Fatih Bitirgeç’in yazımın altına yaptığı yorum da ayrı bir trajikomik örnek. Kendisi, “Size bazı gerçekleri arz etmek istiyorum” diyerek bir basın mensubuna hitap etti.
Böylesine önemli bir kurumda görev yapan bir bürokratın, kime “arz” kime “rica” denileceğini bilmemesi bir yana, altında çalışan personellerine ahkâm keserken kendisini eleştiren bir gazeteciye bu üslupla hitap etmesi trajikomiktir; takdiri sizlere bırakıyorum. Elbette Fatih Bey görevinde kalacaktır, onun görevden alınması gibi bir derdim yok. Ancak bundan sonra personele karşı tutumuna daha fazla dikkat etmesi gerektiğini hatırlatmak isterim. Benden gelen bu tavsiyeyi de “rica” olarak kabul etmesini özellikle hatırlatıyorum.
BÜYÜKŞEHİRDE ÖRNEĞİ SIK RASTLANIR ŞAŞIRMADIK !!
BİR KAFAYA 2 ŞAPKA !!
Hamza Kaçar ve Bitmeyen Soru İşaretleri Buski’de hem ‘’YÖNETİM’’ de hemde Büyükşehir’ de ‘’MÜFETTİŞ ‘’


Tam da bu noktada, ‘’’hem Büyükşehir’de Teftiş Kurulu Başkanı hem de Buski’de yönetim kurulu üyesi olan ‘’’ Hamza Kaçar’a !! dikkat çekmek gerekiyor. Söylenene göre Kaçar, Buski’ye yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını denetlemek amacıyla gelmiş, daire başkanlarından brifingler almış ve buna istinaden adımlar atması beklenmiş.
Ancak ortaya çıkan tablo tam tersi: görevden alınması beklenen isimler daha da güç kazanmış, özgüvenleri artmış. İki yerden maaş aldığı bilinen bu “vazgeçilmez” zatın Buski için somut olarak ne yaptığı ya da yapacağı büyük bir soru işareti. Çoğu kişi, imza atmanın dışında bir katkı görmediğini ifade ediyor.
Genel Müdürün Tavrı
Bütün bunlara ek olarak, Buski Genel Müdürünü kurum içinde bile tanımayanların olduğu söyleniyor. Tanıyanlar ise onu hiçbir şeyi umursamayan, sadece gününü doldurma derdinde olan bir bürokrat olarak tarif ediyor.
Eğer gerçekten günü kurtarma derdinde olmasa, basında yazılanlara kulak kabartır, “Acaba bu iddialar doğru mu?” diye düşünür, olası bir operasyon ihtimalinde de bu kurumun genel müdürü olarak nasıl hesap vereceğinin endişesini yaşardı. Diyelim ki benim iddialarım doğru değil; o zaman neden yargı yoluna gitmiyorsunuz? Ama siz de bu isimleri tanıyorsunuz ve yazdıklarımın doğru olduğunu biliyorsunuz.
Sonuç ortada: işi bilmediği, çıkarını öncelediği ve personele baskı yaptığı iddia edilen bir “mükemmel” düzen kurulduğu algısı hakim. Şimdi bu düzenle çekilen filmin sonunun nasıl biteceğini hep birlikte merakla bekliyoruz.
Bu arada, yazıyı hazırlayıp yayına sunacağım sırada bir telefon aldım. Gelen bilgiye göre, geçmişte kendi dönemlerinde göreve atanan ve Buski bütçesinin yüzde 90’ını elinde bulunduran, kendilerinin zamanında AKP İl Başkanlığı binasından çıkmayan dört daire başkanından yalnızca Erdem Atik görevden alınmış. Diğer başkanlar Recep Sever, Hasan Tahsin ve Hüseyin Kaygısız görevlerine devam ediyor. Peki, tek suçlu Erdem Atik miydi? Bunun cevabını bir sonraki yazımda araştırıp kaleme alacağım.
Tabii asıl niyetim Buski’den diğer kurumlara da geçmek. Hatta bu konuda, “kuzenim Mehmet Aydın Saldız Yönetim kurulu başkanı olduğu için mi Tarım A.Ş. hakkındaki iddialara sessiz kalınıyor?” diye soranlar oldu. Ancak beni tanıyanlar bilir ki babamın oğlu olsa dahi !Suistimal ,insana mobbing baskı ,kamuya zararı varsa yazarım. Sayın Saldız benim için çok kıymetlidir, ama onun kurumundan yada çok değerli kardeşim aile dostum Burkent a.ş başkanı Görkem Kaya da olsa gelen iddiaları da teyit edebilirsem elbette paylaşırım. Şu an Buski’den çok sayıda belge ve şahitli iddia aldığım için buraya yoğunlaşmak durumundayım. Bize güvenip gerçekleri paylaşanları yarı yolda bırakacak değilim.

Kimleri Müdür yapıyorlar şu hale bak Allah sabır versin orada çalışan personele , vatandaşa…
Fatih bitirgiçi merakımdan biraz araştırdım BUSKİ de bu zamana kadar hiç bir iş yapmayan sosyal çevresi olmayan bir adammış.. Buna referans olan siyasetçiye yazık.
Ümit bey yazılarınızı özenle yazıyorsunuz yüreğinize sağlık.