
Bursa’nın o meşhur belediye binalarının fuayelerini bilirsiniz… Işıl ışıl ışıklandırılmış, minyatür ağaçlarla süslenmiş, her köşesinden “refah” fışkıran o meşhur maket projeler. Yıllardır aynı nakarat: “Yapacağız, edeceğiz, Bursa’yı uçuracağız!”
Bugün sokaktaki vatandaşın diliyle konuşalım: Biz o maketlerden vaadlerde kalan projelerden bıktık, usandık!
Vatandaş artık belediyeden bir ütopya tasarımı beklemiyor. Sabah işine giderken kördüğüm olmayan bir trafik, musluğundan makul fiyata akan su ve kapısının önündeki çöpün zamanında alınmasını istiyor. İnsanca yaşamanın asgari şartları, artık belediyeler için birer “lütuf” ya da “müjde” gibi pazarlanmasın.
Müjde Belediyeciliği mi, Oyalama Taktiği mi?
Özellikle Büyükşehir, Osmangazi ve Nilüfer hattında iki yıldır süregelen bir “müjde” furyasıdır gidiyor. Görkemli lansmanlar, yüksek maliyetli animasyon videoları ve şehrin her yanını saran billboard reklamları… Bu şatafatlı örtü, ne yazık ki dağ gibi biriken kronik sorunların üzerini örtmeye yetmiyor.
Vatandaşın gerçeği, maketlerdeki o kusursuz yeşil alanlar değil; lastik patlatan bozuk yollar, yetersiz toplu taşıma ve adaletine güvenilmeyen sosyal yardımlardır. Bir projenin temelini atmak artık bir başarı kriteri değildir; başarı, o projenin söz verilen bütçeyle, söz verilen zamanda bitirilmesidir.
Çiçekle Karın Doymaz, Su Boşa Akmaz!
Ekonominin hali ortadayken, belediyelerin “estetik” adı altında mevsimlik çiçeklere milyonlar dökmesi bu halka haksızlıktır. Üstelik o çiçekleri yaşatmak için harcanan tonlarca su, kapımızdaki su krizini bile bile körüklemektedir. Geçen yaz 40 derece sıcakta çim sulayacağız diye suyu ziyan ettiniz, sonuç? Ne su kaldı ne çimen!
Doğanın dengesiyle inatlaşmayı bırakın. Enerjinizi ve suyunuzu fidanlara saklayın; gerisi varsın kalsın. Vatandaşın tenceresi boşken, refüjlerdeki çiçekler kimsenin gözüne hoş görünmüyor.
Konser Değil, “Konserve” Zamanı
Halkın beli zamlarla bükülmüş, kışın ayazı ve faturaların yükü omuzlarındayken; meydanlarda “caz-vız” konserleri düzenlemek halkın gerçekliğinden kopmaktır. İsraf kalemleri derhal askıya alınmalıdır. Bugün Bursa’nın eğlenceye değil; aşevine, gıda yardımına, yani halkın gerçek “konservesine” ihtiyacı var. Konserin sesi, vatandaşın kaynamayan tenceresinin sesini bastıramıyor!
Nilüfer’in Çöpü, Bursa’nın Sabrı…
Özellikle Nilüfer’den yükselen feryatları duymuyor musunuz? Çöpler toplanmıyor, konteynerler mikrop yuvasına dönmüş durumda. O konteyner kapakları madem kapanmayacak, neden o kadar masraf yapıldı? Dönelim o zaman varillere, reklam ile maliyeti de sıfır olur! Vatandaşa….
Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Meclis’te “Hamitler’den koku gelmiyor” diye övünüyor. Kışın koku olmaz başkan, hele bir sıcaklar bastırsın o zaman göreceğiz ak mı kara mı? Bugün alınmayan her tedbir, yarının krizini büyütür.
Sözün özü:
Sayın Başkanlar; projeleriniz maketlerde şekerli ve ballı olabilir ama biz o maketlere bakıp “ah” çekmekten yorulduk. Maketler tozlanır, vaatler unutulur; geriye sadece yapılan icraat kalır. Bursa artık algı yönetimiyle değil, icraat yönetimiyle yönetilmek istiyor.
Halk yeni bir “müjde” değil, biten bir işin huzurunu bekliyor. Artık sadede gelin beyler!

Sonuna kadar haklısınız, belediyelerin temel görevlerini artık unuttuğu bir gerçek. Tez zamanda gerçek hak ettiğimiz hizmeti görebilmeyi diliyoruz.