
Ortalık Karıştı, Düzen Bozuldu: Yetiş ya Recep, Yetiş ya Bilici!
Tarih
Bursa son yılların en ciddi su krizlerinden birini yaşıyor. Yağışların yetersizliği, küresel ısınmanın etkileri (81 il varken sadece BURSADA kuraklık tehlikesi ?? )mevcut hem de önceki yönetimlerin Çınarcık Barajı Projesi’nde gerekli adımları zamanında atmaması, su zengini bir şehir olarak bilinen Bursa’yı susuzlukla karşı karşıya bıraktı.
Elbette bu noktada tüm sorumluluğu tek bir kişiye ya da kuruma yüklemek doğru değil. Ancak son dönemde bazı isimlerin “kurtarıcı melek” edasıyla sahneye çıkması, kamuoyunda haklı olarak soru işaretleri yaratıyor.
Bir Dönemin Geri Dönüşü
Hatırlanacağı üzere, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve ekibi göreve geldikten yaklaşık altı ay sonra, Elektrik Makine İkmal Daire Başkanı Recep Sever’in yerine Deniz Yelken hanımefendi atanmıştı o tarihlerde
Deniz Hanım, kurumsal hafızaya saygılı, işini ciddiyetle yapan bir yönetici profili çizmişti. Hatta öyle ki, selefi Recep Sever döneminde görev yapan hiçbir personelin yerini bile değiştirmemişti.
Ancak bugün tabloya baktığımızda, işler tuhaf bir şekilde tersine dönmüş durumda. Deniz Yelken’in görevden alınmasının ardından, adeta bir “kahraman” gibi yeniden sahneye çıkan Recep Sever’in dönemi başlamış görünüyor.
Bir Şube, Üç Dönem, Aynı İsimler
Bu noktada kritik bir isim öne çıkıyor: Elektrik Makine İkmal Daire Başkanlığı Ana İletim Hatları Şube Müdürü Mehmet Sefa Bilici.
Bu kişi, Bursa’nın isale hatlarından –yani barajdan şebekeye suyu taşıyan ana damarlarından– sorumlu. Dikkat çekici olan şu: Bilici ve ekibi, hem Recep Sever döneminde hem Deniz Yelken döneminde hem de Sever’in yeniden dönüşünde görevlerini sürdürüyor.
Peki, soralım:
Deniz Hanım’ın döneminde alınması gereken önlemleri “gereksiz” gösterip, onun itibarını zedeleyecek bir algı mı yaratıldı?
Bugün yaşanan su krizinin temelinde, işte bu bilinçli geciktirmeler mi yatıyor?
Kriz mi, Senaryo mu?
Ne tesadüftür ki, Recep Sever’in yeniden göreve başlamasıyla birlikte Bursa’da planlı su kesintileri ve tasarruf programları hızla devreye sokuldu. Ortalama rakamlara göre bu kesintiler günlük 55 ila 75 bin metreküp su tasarrufu sağlıyor.
Bu da bazı çevrelerde “Bursa tamamen susuz kalmadıysa bu Recep Sever sayesinde” algısını yaratmaya yetti.
Oysa bu “başarı” hikayesinin arkasında başka bir tablo olabilir. Yıllarca bilgi ve tecrübelerini paylaşmayıp, farklı yönetimlerde süreci yavaşlatan, şimdi ise “ben olmasam su kalmazdı” diyen bir anlayışla mı karşı karşıyayız?
Kulislerde Konuşulanlar
Üstelik Erdem Atik dönemine ilişkin bazı iddialar da yeniden gündemde.
İddialara göre, o dönemde BUSKİ personeli Mustafa Sarı isimli çalışanın, resmi mesai saatleri içinde kurum bordrosu üzerinden yevmiyesi kesilmeden, Atik’in Orhaneli Karıncalı Köyü’ndeki dağ evinde seramik ve fayans işleri yaptığı öne sürülüyor.
Bu iddia, kamu kaynaklarının kişisel işlerde kullanıldığı yönündeki tartışmaları daha da derinleştiriyor.
Eski Ekip, Yeni Rol
Recep Sever’in göreve dönüşüyle birlikte, eski dönemin kilit isimlerinden Erdem Atik ve onun yıllarca birlikte çalıştığı Hüsamettin Akman da yeniden sahnede.
Bugün, krizden çıkışı kendi başarıları gibi pazarlayan bu ekip, geçmişte kurum içinde bilgi akışını kesen, alternatif çözümleri engelleyen, kendi dışındaki yöneticileri dışlayan bir yapının temsilcileri olarak biliniyor.
Sonuç Yerine: Bir Şehrin Susuzluk Hikâyesi
Şimdi sormak gerekiyor:
Gerçekten Bursa’nın susuz kalmaması için mi çalışıyorlar, yoksa bu krizi kendi geri dönüş senaryolarının bir parçası mı haline getirdiler?
Kamu kaynaklarının yönetiminde liyakatten çok “sadakat” öne çıkarsa, teknik birimlerde bilgi saklama ve manipülasyon kültürü oluşursa, Bursa gibi bir şehirde bile suyun sesi kesilir.
Bugün halk musluğundan damlayan son damlayı bile dikkatle izliyorsa, bunun sebebi sadece yağmurun yağmaması değil, kurum içindeki bazı “gölge oyunları”dır.
Ve unutmamak gerekir:
Gerçek kahramanlar, kriz çıktığında değil; krizi hiç yaşatmayanlardır.
