Görev Değişiklikleri Sonrası Bu Yazıyı Neden Yazıyorum?
Geçtiğimiz hafta BUSKİ’de yaşanan görev değişikliklerinin ardından, bana mesaj atan, arayan BUSKİ çalışanlarına ve “BUSKİ’de gerçekler ortaya çıksın” diyen tüm okurlara bu açıklamayı yapma gereği duydum.
Özellikle görevden alınan isimlerden birinin, kardeşten öte gördüğüm bir insan olması nedeniyle konunun benim için kişisel bir boyutu da var. Yıllar önce, memur olarak görev yaptığı Düzce Üniversitesi’nden BUSKİ’ye geliş sürecinde, dönemin BUSKİ İnsan Kaynakları Daire Başkanı Adem Vural ile tanıştırarak vesile olduğum Emre Duz’un görevden alınması hakkında aslında çok şey yazabilirim.
—
Emre Duz’u Nasıl Tanırım?
Onu 20 yaşında tanıdım. O yıllarda geleceğin Süper Lig hakemi olarak gösterilen bir isimdi. Hayata bakışını, yaşadıklarını ve herkes “Süper Lig kesin” derken neden ani bir kararla hakemliği bıraktığını anlatmak isterim. Ancak bu konuda kendisinin tepki göstereceğini bildiğim için artı yönlerini özellikle yazmayacağım.
2. Lig’de aktif futbol hakemiyken, kendisine söylenen tek bir söz üzerine hakemliği bırakan ve ardından yapılan tüm aramalara rağmen kararından geri dönmeyen bir karakterden bahsediyorum. Böyle bir insanın, herhangi bir görevden alındığında yıkılacağını düşünmek ancak onu tanımayanların ya da düşmanlarının hayali olabilir.
—
Hakemliği Bırakma Kararı ve Hayata Bakışı
O dönem kendisini arayıp,
“Mevcut Süper Lig hakemlerinin çoğundan daha iyisin, bir basamak kalmışken nasıl bırakırsın?” dediğimde verdiği cevap hâlâ kulaklarımda:
“Benden çok daha iyileri yıllardır amatörde hakemlik yapıyor abi. Bu iş kısmet işi. Buraya kadarmış, buradan yiyeceğimiz ekmek bu kadarmış.”
Bu yüzden her zaman yanında olmaya çalıştım. Vefasız olduğunu defalarca yüzüne söyledim, zaman zaman telefonlarımı açmamasını eleştirdim ama hiçbir zaman vazgeçmedim.
Vefasız olduğunu tüm dostları söyler.
Ama şundan eminim:
Bırakın dostunun, düşmanının bile ekmeğiyle oynayacak bir karakteri yoktur.
—
Bu Görevden Almanın Bir Bedeli Olacak
Bu nedenle kuzenim Mehmet Aydın Saldız’a, mecliste yüzüne söylediğim sözü buradan da açıkça tekrar ediyorum:
‘’Emre’ye yapılan bu haksızlığın mutlaka bir bedeli olacaktır ahını alıyorsunuz bu vebal size yaramaz. İlahi adalet er ya da geç tecelli eder.’’
Masum insanlara iftira atarak, kendi yaptıkları hataları başkalarının üzerine yıkıp üst yönetime şikâyet edenler, günü geldiğinde mutlaka ortaya saçılacaktır. Kuzenimin ve BOZBEY’ in bu konuda yanlış insanların etkisi altında kaldığını bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Fatih Keskinoğlu konusunda bütün Görükle Şube’nin açık bir rahatsızlığı varken, yaşananların Emre’den kaynaklandığını iddia etmek akıl ve mantık dışıdır.
Emre mi Fatih’e işçilere kalem kırıp fırlat dedi?
Emre mi işçilere tepeden bakılmasını, küçük görülmesini söyledi?
Emre mi benim yazılarımdan sonra ,örnek yazı metin yazıp bana whatsaptan müdürümüz çok iyi insan iyi yönetici diye mesajlar attırdı ?
Yaşananların sorumluluğunu, orada olmayan birinin üzerine yıkmaya çalışmak ne adildir ne de inandırıcıdır. Seni niye almadılar en son atamalarda diyenlere “eeee bu da Keskinoğlu farkı” demen havalanman fayda getirmez. Kardeşi ,söylenene göre anneniz Akparti İstanbul Maltepe İlçe yönetimlerinde olduğu doğruysa haklısın !! Bozbey etrafı kararmasın ayranı da dökülmesin ,……, diye genelde diğer partilerden iyi dostlukları ağabeyleri ,proje çalışma ortakları herkes biliyor Faruk bey ,Osman bey ,Milletvekili Selçuk Türkoğlu ve diğer dostları …
“Bilgileri Emre Veriyor” İftiraları
Gelelim, benim yazılarım için istihbaratı Emre’nin verdiği yönündeki iftiraya…
Bu iddianın kaynağına baktığımda üç isim öne çıkıyor:
İhsan Demirtaş, Fatih Keskinoğlu ve Hüseyin Bilbey.
Bu üç ismin ortak noktası, Mehmet Aydın Saldız’a yakın olmalarıdır. Hüseyin Bilbey benim çocukluktan gençlikten arkadaşımdır. İhsan Demirtaş onun manevi oğludur. Fatih Keskinoğlu ise Görükle’de damat kontenjanından müdür olmuş bir isimdir.
Dikkat çekici olan ise, bu üç ismin aynı zamanda bana “BUSKİ’de hiçbir şey saklı kalmasın” diyerek bilgi veren kişiler olmasıdır.
—
Kim Bilgi Verdiyse, Kim Yazdırdıysa Ortaya Çıkacak
Bir sonraki yazımda, doğrudan bu üç isimden gelen bilgilerle yazdığım konuları tek tek ortaya koyacağım. Kimsenin kendi yaptığını başkasının üzerine atmasına izin vermeyeceğim.
Masum insanları hedef gösterecek, “o gönderdi” diyerek iftira atacak olan varsa, bana bilgi vermesin.
Yazılarıma başladığım günden bu yana, gerek Görükle’de gerek BUSKİ’nin diğer birimlerinde gidişattan memnun olmayan onlarca kişi bana yazmakta ya da telefonla bilgi vermektedir.
Bunu suç sayıp başkasına yıkmaya kalkacaksanız, benimle irtibat kurmayın.
Haksızlığa karşı duruşum nettir.
“Tavşana kaç, tazıya tut” oyunlarına gelmem.
—
Emre’nin Ruh Hali
Sonuç olarak, “Bu üç isim birleşti, yazıyı Emre yazdırdı” diyerek Emre’nin ahını aldılar demek isterdim ama…
En son dün Emre ile konuştum. Gayet sakindi, keyfi yerindeydi. Kimseye ah edecek bir ruh halinde değildi. Eşi ise, geç saatlere kadar süren yoğun mesainin sona ermesinden dolayı oldukça mutluydu.
Ancak Emre’nin bu süreç karşısında bu kadar sakin kalmasını doğru bulmadığımı da özellikle belirtmek isterim. Umut ediyorum ki bu sakinliği, eşinin yanında olduğu için böyle ifade etmiştir. Çünkü yaşananlar kolayca kabullenilecek bir durum değildir; bu mesele sadece bir görev değişikliği değil, bir duruş ve adalet meselesidir.
“Benim yüzümden mi görevden alındın?” dediğimde verdiği cevap, bu sakinliğini özetliyordu:
“Senin sayende BUSKİ’ye tayin olduk abi. Bursa gibi güzel bir şehirde yaşıyoruz. Varsın senin yüzünden müdürlükten alınmış olayım, çok önemli değil.”
—
Güven, Para ve Hayat Tercihi
Yıllar önce bir reklamda geçen bir cümle vardır:
“İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.”
İşte Emre’nin hayata bakışı tam olarak budur.
“5’li çete” iddiasıyla ilgili ayrıca açıklama yapmaya gerek duymuyorum. Emre ile yolu kesişmiş herkes bilir ki haramla işi olmaz. Bu yüzden belki hiçbir zaman çok zengin olmayacak ama her zaman başı dik olacak ve çevresindekilerin güvenini taşıyacaktır.
Keşke tüm bürokratlar için de aynı cümleleri aynı rahatlıkla kurabilsek.
—
Son ve Açık Bir Tavsiye;
Son olarak Emre’ye açık bir tavsiyem var:
Daha yazılar vs yokken 1 yıl kadar önce sana “Bu görevi bırak, seni er ya da geç alacaklar” bizimkiler önceki dönemden Akparti döneminde fotoğrafı olanları şoförü bile alıyor görevden demiştim. Hatta o günlerde bana sitem etmiştin. Nedense kendinde bir vazgeçilmezlik görüyordun. Bugün geldiğin noktada, söylediğime gelmiş oldun.
Bundan sonrasında da sana tavsiyem şudur: Umarım bu kez dikkate alırsın. Sessiz kalma. “Ben yapmadım, benim vicdanım rahat” diyorsun ama bu yetmez. Seni tanıyanlar bilir; 20’li yaşlarında, haksızlığa karşı meydan okuyan bir Emre vardı. Bugün o tavrı göremiyorum.
Benim tanıdığım Emre, gerekirse “Beni ilçelere sürsünler ama kimse beni susturamaz” diyebilen biriydi. Bedeli ne olursa olsun doğru bildiğini söylemekten geri durmayan, konforunu değil onurunu önceleyen bir karakterdi. Bugün yaşananlar onu yormuş olabilir; ancak bu suskunluk ona yakışmıyor. Çünkü Emre’yi Emre yapan şey, sessizce kabullenmek değil, haksızlığa karşı dimdik durabilmesiydi. Umuyorum ki bu süreç onu susturmaz; aksine yeniden o bildiğimiz, meydan okumaktan çekinmeyen Emre’yi ortaya çıkarır.
