
Dönmemelisin!
Var olan saygınlığını kaybedersin.
Geç, eski akıl genel başkanlar arasına otur. Kurultaylarda ve toplantılarda yer al. Evde canın sıkıldıysa, arada bir genel merkeze uğra, çay kahve iç.
Yoksa hayat kısa… Şero da gitti; daha kimler kimler gider…
Kimseye bâki değil bu dünya, kimse kazık çakmamalı.
Sen istemesen de;
Ekremler, Mansurlar, Ali Mahirler, Muharrem İnceler, Deniz Yüceler, Deniz Yavuz Yılmazlar, Murat Emir, Tanju Özcan, Mahmut Tanal gibi halkın benimsediği, yürekli memleket sevdalısı nice yiğitler, neferler bir ölür, bin dirilirler…
Yahu!!! Bilmem kaç kez seni mağlup eden REİS’e “diktatörsün” diyordun, kızıyordun. Adam galip; var mı ötesi?
Asıl sen, CHP’nin kazanamayan, sıfır çeken diktatörü mü olmak istiyorsun? Yolun o yol…
İddiaların çoktu, çok anlattın… Ama öyle ya da böyle, adam Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı.
Var mı bir diyeceğin, bir çaren? Olsa başına sürerdin zaten.
Ben partili değilim. Çok sevdiğim, kalben ve manen bağlı olduğum ATATÜRK, Bülent Ecevit ve Muharrem İnce’ye yürekten bağlıyım.
Başka genel başkanları bilmem.
İsterim ki Yüce Mahkeme; dürüst, cesur bir yüreğe ve CHP’yi yeniden “Atatürk’ün partisi” denilebilecek konuma getirecek güce sahip bir kayyuma —Muharrem İnce’ye— görev versin.
Yoksa, “13 milletvekili Kemal Bey’i destekliyormuş, demokratik hakları var” dersiniz…
Ama sonra “biz küstük, oynamıyoruz” deyip, diğer partilerde olduğu gibi anayasa için gerekli sayısal değerlerin dışında kalırlarsa…
“Tanrım, kullarını sen affetsen, CHP seçmeni affetmez” şarkısını hep birlikte söylersiniz.
”SANA SÖZ! CHP’yi senden iyi başkanlar yönetecek!”
Dedem otur evinde beya!
