
Bu yazı, bir spor kulübünün yaşadığı dönüşümü anlatmanın ötesinde; zor zamanlarda ortaya çıkan liderliğin, siyasetin konjonktürel tavırlarının ve tribünlerin yalnız bırakıldığı anların bir fotoğrafını çekmeyi amaçlıyor. Bursaspor üzerinden şekillenen bu tablo, kimin gerçekten sorumluluk aldığına, kimin ise sessizliği tercih ettiğine dair net ipuçları barındırıyor. Anlatılanlar bir taraf olma çağrısından çok, ilke ve samimiyet üzerine yapılan bir hatırlatma niteliği taşıyor.
⸻
UMUTLARIN AZ OLDUĞU BİR BAŞLANGIÇ
2025 yılı için Bursa’daki tüm başkanlar arasında “en umut veren ve en başarılı başkan kimdi?” şeklinde bir anket yapılsa, açık ara Enes Çelik ismini birinci sırada görürdük. Göreve başladığında birçok kişi babasının gölgesinde kalacağını düşünüyordu. Futbol konusunda tecrübesiz bir ismin bu kadar kısa sürede başarılı olabileceğini öngörenlerin sayısı oldukça azdı. Nitekim kendisinden daha tecrübeli isimler takımı uçuruma sürüklemişti. Hal böyleyken Enes Başkan’ın işi hiç de kolay değildi. Başarılı olacağını düşünmek hayalcilik olarak görülüyordu; ancak genç başkanımız bu hayali gerçeğe dönüştürdü.
Sayın Enes Çelik, Bursa’daki iki yüzlü siyasete rağmen, Bursaspor sadece başarılıyken yanında olan; en ufak olumsuzlukta ise adeta ölü taklidi yapan siyasetçilere rağmen dengeyi çok iyi kurdu. Futbola gönül vermiş, yıllarını bu işe adamış biri olarak kendisini tebrik ediyor; böylesine zor bir dönemde bu görevi üstlendiği için teşekkür ediyorum.
⸻
SİYASETİN GÖLGESİNDE KALAN ASIL MESELE
Şimdi gelelim bu giriş kısmının nedenlerine.
Geçtiğimiz günlerde Erkan Aydın bir tweet attı ve hemen kaldırmasına rağmen ortalık bir anda yangın yerine döndü. CHP’li bir ilçe belediye başkanı, CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında adeta bir suç duyurusunda bulundu. İddia şuydu: Bazı isimlere ihaleler haksız şekilde veriliyordu.
Her ne kadar Erkan Aydın bunun kendisi tarafından yapılmadığını söylemiş olsa da ortada bir gerçek var: Böyle bir iddia ortaya atıldı. Bu iddia karşısında Büyükşehir Belediyesi’nden net bir yalanlama gelmedi. Sadece konunun parti içi bir mesele olduğu ve parti tarafından değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Peki parti bu konuda nasıl bir tavır aldı? Görünen o ki parti, Erkan Aydın’ın yanında durdu. Sonuç itibarıyla Erkan Aydın’a bu hususta verilmiş herhangi bir uyarı da yok. Buna karşılık en sert açıklama Enes Çelik’ten geldi. Oysa burada asıl açıklama yapması gereken kişi Mustafa Bozbey’di.
Bu durumun doğal sonucu olarak Erkan Aydın da muhatap olarak Mustafa Bozbey’i değil, Enes Çelik’i aldı. Akabinde Enes Çelik ile Erkan Aydın’ın birlikte fotoğraf vermesi, sürecin en azından Bursaspor cephesinde normale dönmesini sağladı.
Asıl mesele şu: Aynı partiden iki belediye başkanı arasında ciddi bir husumet olduğu açık. Görünen o ki Erkan Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayı hedefliyor. CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın yaşananlar karşısındaki sessizliği ise dikkat çekiyor.
Bu arada CHP Grup Başkan Vekili Ali Mahir Başarır’ın Osmangazi Belediye Başkanı ile Bursa’da görüşmesine ve kendisiyle fotoğraf vermesine rağmen Büyükşehir Belediyesine uğramamış olması da manidar değil mi sizce de? Ben zaten Sayın Bozbey’in partiden ayrılmak için bir bahane bulmaya çalıştığını düşünenlerdenim. Bu sebeple yakın zamanda bunu da bahane ederek kendisinin bağımsız olarak yoluna devam edeceğini düşünüyorum. Zira AKP İl Başkanlığı tarafından, partilerine geçiş talebi kabul görmediği de bir gerçek.
⸻
TRİBÜNLER, SESSİZLİK VE ÇİFTE STANDART
Bursaspor’un tüm başarılarında pay sahibi olmaya çalışan birçok siyasetçi, tribünlerin bazı kesimlerinin hoşuna gitmeyecek tezahüratları sonrası taraftarın Türkiye genelinde hedef hâline gelmesine sessiz kaldı. Aynı siyasetçiler, Bursaspor taraftarına yıllarca şirin görünmeye çalışırken; oluşan siyasi konjonktür nedeniyle bu kez tribünleri eleştiren, hatta tribünlere karşı tavır alan bir duruş sergiledi.
Tam bu noktada İYİ Parti ve Zafer Partisi, tribünlerin yanında durarak hem AKP’nin hem de CHP’nin Bursa’daki siyasetçilerine tribünden gelen desteği ve rüzgarı yanlarına alarak sağlam bir gol attı.
Tribünler siyasetin oyuncağı olmayı sevmez. Futbola siyaset karışıyorsa; hatasıyla, sevabıyla, doğrusu ve yanlışıyla oranın yanında durmak gerekir. Siz işinize geldiğinde Bursaspor’un yanında olup, işinize gelmediğinde onu dışlarsanız; taraftarın tepkisi de ağır olur.
SON SÖZ
Süreci daha fazla detaylandırmaya gerek yok. Anlayan anladı diyerek burada noktayı koyuyorum.
Son olarak şunu belirtmek istiyorum:
Bursaspor artık kimsenin siyasetine malzeme edilmemeli.
Bursa’nın siyasi partileri de birilerinin ticareti için mücadele eder hâle gelmemeli.

Ümit bey..Şeffaf yazıların için tebrik ediyorum.
Yazının son cümlesine yorum yapayım..İyi ki Bursasporumuz var. Bursalının tek ortak noktası ve siyasilerin şirinlik perdesi.Selamlar..